|
|
#1 (permalink) |
|
Guest
Mesajlar: n/a
|
Temeli sevgi ve diğerkâmlık olan duanın gizemi kanaatimce tam olarak anlaşılmış değildir. Bizler havaya, suya, ekmeğe duyduğumuz ihtiyaçtan daha fazla duaya ihtiyacımız olduğunu içimizde hissetmeye başladığımız anda, duanın hayatımızdaki işlevinin başladığını göreceğiz. Duaya duyulan ihtiyacın temelinde gerçekte Yaratıcı’ya duyulan ihtiyaç vardır. Çünkü insanın sahip olduğu ruhun mahiyeti bilinmese bile, “Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir...” (İsra, 85) ve “…Ben ona ruhumdan üfledim.” (Hicr, 29) ayetleriyle, ruhumuzun, Allah’a ait bir emanet olduğu bilinmektedir. Özü ve kaynağı Allah’tan olan ruhun, kendi hakikatine ihtiyacının olması doğaldır. Bu noktada dua, ruhun madde âleminden mana âlemine yönelmesi, Allah’a yükselmesi, O’na ulaşması ve yüceliklerle dolu bir atmosfere gönül yoluyla seyahat etmesidir. İyi bilmeliyiz ki, Allah’a ulaşmak için birtakım katı kurallara veya karmaşık yollara ihtiyaç yoktur. Bunun için, çok kolay ve sade bir yol olan dua, oldukça güzel bir yöntemdir. Dua etmek için sadece Allah’a yönelme niyeti ve çabası gereklidir. Bu çaba da akıl ve zekâ ile olabilse de gerçekte, sevgi ve gönülle olacaktır. Biz buna, gönlü aklın biraz önüne çıkarmadır diyebiliriz. Çünkü insan aklıyla değil gönlüyle yakarır. Gönlüyle yakarma işi gerçekte bir aşktır. Aşk ise, aklın yapamadığı çok şeylerin üstesinden gelir. Kültürümüz bunun eşsiz örnekleriyle doludur. Aşkın aydınlattığı gönül birtakım derin fıtrî özelliklerle bezenmiş şekilde Yaratıcısından almaya ve O’na gönlünü vermeye hazır durumdadır. Bu, ruhun aslî safiyetine yaklaştığı öyle bir andır ki, dua için kalkan eller, kıpırdayan dudaklar ve yönelen samimi gönüller mutlaka karşılığını bulur.
Dua esnasında her birimiz âdeta kendi nefsimizle hesaplaşırız. Kendimizi objektif bir bakışla, riyasız bir şekilde ve olduğu gibi görürüz. Varsa hatamızın, hırsımızın, kinimizin, kibir ve gururumuzun farkına varırız. İç dünyamızda sık sık yapacağımız bu ısrarlı ve tarafsız muhasebe neticede pişmanlığı doğurarak bize, ahlâkî değerlere tam bir dönüş imkânı ve bağlılık hissi kazandırır. Bu hislerin eşliğindeki dua ile, gönlümüzün derinliklerinde bir ışık, bir ümit, bir kutlu kıpırdanış duyarız ki, ruhumuz bununla sükuna kavuşur; fizik ve mana bedenimizde bir ahenk belirir. Derde, sıkıntıya, yoksulluğa, hastalığa karşı büyük bir direnme gücü kazanırız. Bütün bunlara, hatta ölüme bile tebessümle bakabiliriz bu ruh haliyle. Kendini bu kıvamda bulan bir hastanın nasıl iyileştiğine doktorlar bile şaşar kalır. Dua eden hastaların daha çabuk iyileştiği bilinmektedir. Çünkü duanın kişide doğurduğu huzur, onun tedavisine katkıda bulanacak olumlu bir etkidir. İşte bu, duanın gücüdür. Duanın etkilerinden bir kısmı da, ruha verdiği güzellikler ve inceliklerle, kişiyi bencillikten kurtarıp topluma bağlaması, ona, yaratılanları yaratandan ötürü sevmeyi, onlar için iyilikler temenni etmeyi öğretmesi ve gönlünde başkalarına yer verme büyüklüğünü kazandırmasıdır. Peygamberimiz (s.a.s.)’in; “Bir Müslüman’ın, yanında bulunmayan din kardeşi için yapacağı dua kabul edilir. O, kardeşi için dua ettikçe, yanındaki melek ona, ‘duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin’ diye dua eder.” (Müslim, Zikir, 88) hadisi bunu açıkça göstermektedir. Bu kutlu sözdeki büyük müjdeyi kelimelerle ifade etmek mümkün gözükmüyor. Bu da duanın özünde bulunması gereken sevgi ve digergamlığın karşılığı olsa gerek. Satırlarımın sonunda duanın unutulan ya da ihmal edilen bir yönüne değinmek istiyorum. Bilinen ve kullanılan şekliyle dua, bir şikâyetin, bir ızdırabın giderilmesine yönelik yardım dilemek biçimlerinde gerçekleşmektedir. Genelde, içimizden darda kalanlar, olaylar karşısında yılgınlık, bezginlik veya yenilmişlik hissedenler dua ederler. Bu durumlarda dua etmek belki doğal olanıdır. Ancak, duaya aynı zamanda, Yüce Rab ile bir iletişim olarak, duygu dünyasının derinliklerinde sürekli, içsel bir keşif ve yücelme girişimi olarak bakmalıyız. Bence dua bir şeyler isteyip almaktan öte, bir yerlere ulaşma, yücelere erme olayıdır. Çünkü Allah, kendisine sevgiyle yönelene karşı daha fazla sevgiyle yönelir. “Darda kalanlar, olaylar karşısında yılgınlık, bezginlik veya yenilmişlik hissedenler dua ederler. Bu durumlarda dua etmek belki doğal olanıdır. Ancak, duaya aynı zamanda, Yüce allah ile bir iletişim olarak, duygu dünyasının derinliklerinde sürekli, içsel bir keşif ve yücelme girişimi olarak bakmalıyız.” |
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Guest
Mesajlar: n/a
|
Ey kalpleri nuruyla sarıp okşayan!
"Selam olsun ömür seccadesini gönül dergahına serenlere" diyebilmeyi ne çok isterdik. Öğrendik ki dua; gözyaşlarıyla yazılmış bir mektup. Ve bir bekleyiştir, iştiyakla, korkuyla, ümitle bekleyiş. Ey gökyüzünü kudretiyle sürmeleyen! Rahmetini serp taslasan gönüllere Ey Rabbim! Sanadır münacatım, yalnız Sana olsun askım lutfeyle! Kararan günlerimize, gecelerimize Ve ne olursan ol gel diyen aşıkların hürmetine, ne olur affeyle! Yüreklerimiz ezik Ya Rabbim! Yüzümüz yerde. Kaldırıp başımızı sonsuzluğa bakmaya yüzümüz yok! Layık olamadık. Sırat-i müstakim üzerinde günahlardan nurunla yıkanmış olarak yürümeyi nasip eyle. Duaları semadan çevrilmeyenler adına, geceleri nurlarıyla sabahlara çevirenler adına, samimiyeti nakış nakış ömür gergefini işleyenler adına, tövbe ediyor, af diliyoruz dualarımızla. Ya Rabbim!.. |
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Guest
Mesajlar: n/a
|
Allahım,
Lütfet ki gittiğimiz her yere barış götürelim; Bölücü değil, bağdaştırıcı olabilelim. Nefret olan yere sevgi, Yaralanma olan yere affedicilik, Kuşku olan yere inanç, Ümitsizlik olan yere ümit, Karanlık olan yere aydınlık Ve üzüntü olan yere sevinç saçıcı olmayı bize lütfet. Allahım, Kusurları görenlerden değil, örtenlerden; Teselli arayanlardan değil, teselli edenlerden; Anlayış bekleyenlerden değil, anlayış gösterenlerden; Yalnız sevilmeyi isteyenlerden değil, Sevenlerden olmamıza yardım et. Yağmur gibi hiçbir şey ayırdetmeyip Aktığı her yere canlılık bahşedenlerden; Güneş gibi hiçbir şey ayırdetmeyip Işığıyla tüm varlıkları aydınlatanlardan; Toprak gibi her şey üstüne bastığı halde Hiçbir şeyini esirgemeyip Nimetlerini herkese verenlerden; Ve gece gibi, ayıp ve kusurları sarıp örten, Alemin dinlenmesine imkân hazırlayanlardan olmayı bize lütfet. Alan değil, veren ellerin; Affedici olduğu için affedilenlerin; Hak ile doğan, Hak ile yaşayan ve Hak ile ölenlerin Ve sonsuz yaşamda yeniden doğanların Safına katılmayı bize nasip eyle. AMİN. |
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Guest
Mesajlar: n/a
|
Allah'ım
Bana bir insanın elinden tutmadan önce, kalbinden tutmanın sırlarını öğret, Ya Rabbi! Allah’ım! Okuma, öğrenme, öğrendiklerimizi uygulama aşkımızı ,salgın ve saygın bir hastalığa dönüştür, Ya Rabbi! Allah’ım! Bizleri dünlerde kaybolmaktan muhafaza eyle, yarına kalabilenlerden eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Dinimizi dünyanın mehri yapmaktan, acıkınca da inançlarımızı yemekten cümlemizi muhafaza eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Beni, beni benim önüme engel olmaktan, Beni, benim hayatımın kemirgeni olmaktan, Beni, bana yalan söylemekten muhafaza eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Bakışımızı ibret, Sukutumuzu hikmet, Konuşmamızı sanat ve marifete dönüştür, Ya Rabbi! Allah’ım! Boşa bakanlardan, Boşa susanlardan, Boşa konuşanlardan eyleme, Ya Rabbi! Allah’ım! Zenginlerimizi hamiyetsiz, Fakirlerimizi gayretsiz, Alimlerimizi amelsiz, İdarecilerimizi adaletsiz bırakma, Ya Rabbi! Allah’ım! Kandillerimizi hakiki kandil, Düğünlerimizi hakiki düğün, Bayramlarımızı hakiki bayram eyle Ya rabbi! Allah’ım! Cehalet, zaruret ve ihtilafa karşı açmış olduğumuz ikinci kurtuluş savaşımızda bizleri mansur ve muzaffer eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Milletimizi,idarecilerimizin önüne engel olmaktan, İdarecilerimizi de milletimizin önüne engel olmaktan muhafaza eyle ya Rabbi! Bizlere devlet-millet bütünlüğüne ulaşmamızı nasip eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! İdarecilerimizin, feraset, merhamet ve basiretini, Halkımızın da hürmet, hizmet ve hamiyetini artır ya Rabbi! Allah’ım! Her sabah, güneşi üzerimize yeniden ışıklandırıp günümüzü pırıl pırıl aydınlattığın gibi, Her sabah, içimizdeki güneşi de, yeni ümitler, yeni hedefler ve yeni heyecanlarla üzerimize ışıklandır,Ya Rabbi! Allah’ım! Bizlere ilim açlığı ihsan buyur Ya Rabbi! Suya,ekmeğe olan iştahımız gibi, kıyamete kadar kapanmayan bir kitap okuma iştahı ihsan buyur, Ya Rabbi! Allah’ım! Hayatımızın her anında, namazda gibi, ilahi huzurda olduğumuz bilincinden ayırma, Ya Rabbi! Allah’ım! Semalarımızı bayraksız, bizleri hürriyetsiz, camilerimizi cemaatsız, cemaatimizi de ilim ve hikmetsiz bırakma, Ya Rabbi! Allah’ım! Çalışmalarımızı bir ibadet bilinci ve ibadet huzuru içinde yapmayı nasip eyle,Ya Rabbi! Allah’ım! Bizlere her daim, hem kavli, hem de fiili dua yapmayı nasip eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Dahili ve harici düşmanlardan sana sığındığımız gibi; cehaletin,tembelliğin,kapasite israfının şerrinden de sana sığınıyoruz, bizleri muhafaza eyle, Ya Rabbi! Allah’ım! Sistematik çalışmayı; en büyük zevkimiz, en tatlı lezzetimiz, en birinci yaşam ilkemiz haline getir Ya Rabbi! Allah’ım! Önce Hak’tan, sonra haksızlıktan korkmayı nasip eyle, Ya Rabbi! AMİNNNNN |
|
![]() |
| Bookmarks |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|